Genel | 3 sene önce

Uluslararası Yatırımlar Fintech Ekosistemini Canlandıracak

Türkiye’nin 90’lı yılların mirasını devralarak 2000’li yılların hemen başında tecrübe ettiği bankacılık krizi kötü bir hatıra olarak hafızalarımızdaki yerini koruyor. Finansal hizmetlerin en önemli bileşeni olan bankacılık sektörünün yapısal problemlerinin tespit edilerek ortadan kaldırılmasına imkan sağlayan bu kriz, aynı zamanda  finansal hizmetler ve bankacılık sektörünün daha sağlam temeller üzerine oturtulmasını da mümkün kıldı. Düzenleyici ve denetleyici çerçevesi geliştirilerek tüm paydaşlar için daha  etkili ve verimli bir yapıya kavuşturulan finansal hizmetler sektörünün aktif büyüklüğü de kriz yılına göre kıyaslandığında 10 katına çıkarak 1.2 trilyon dolar seviyesine ulaştı.

Finansal hizmetler sektöründeki bu gelişmede, sektördeki olumlu dönüşümün farkında olarak ülkemize gelen uluslararası doğrudan yatırımların da önemli bir payı bulunuyor. Yeni lisans alınması, ortaklık kurulması veya birleşme/satınalma şeklinde finansal hizmetler sektörüne son 13 yılda 50 milyar dolar civarında yatırım yapan uluslararası yatırımcılar bir yandan sektörün sermaye yapısını güçlendirirken diğer yandan da finansın tabana yayılmasını sağlayarak işletmelerin ve bireylerin finansal katılımını arttırıyor. Katılımın artmasında geleneksel kanalların yaygınlaştırılması ile beraber finansal hizmetler sektörünün verimliliğini arttıran telefon, internet ve mobil gibi alternatif dağıtım kanallarının da büyüyen bir oranda kullanılması etkili oluyor.

Fintech olarak da tanımlanan finansal teknoloji faaliyetleri ise teknolojinin finansal hizmetler sektörüyle bir araya geldiği alan olarak bu sektördeki dijital dönüşüme öncülük ediyor. Bankacılık ve sigortacılık başta olmak üzere birçok finansal hizmeti hedef alan fintech şirketleri teknolojik gelişmeye gerekli önemi vermeyen bazı finansal hizmet kurumlarının faaliyetlerini sekteye uğratma potansiyelini de barındırıyor. Ancak bundan daha heyecan verici olarak sektörün inovasyon gücünü arttıran bu şirketler, tüm finansal kuruluşların müşterilerine daha iyi daha hızlı ve daha az maliyetli hizmet sunmasına da imkan sağlıyor.

Bu cazip fırsatın da etkisiyle geleneksel finansal kuruluşlar bir yandan kendi fintech iştiraklerini kurarken bir yandan da kendilerine rekabetçi üstünlük sağlayacak fintech şirketlerini satın alma yoluna gidiyor. 2010 yılından bu yana küresel çapta fintech alanında yapılan 50 milyar doların üzerindeki yatırım miktarı, muazzam bir hızla büyüyen bu alanın hem gelişmiş hem de Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerdeki geleceği ile ilgili bize önemli ipuçları veriyor.

Türkiye’nin finansal hizmetler sektörüne yatırım yapan uluslararası yatırımcıların sayısının artması ve ülkemizin sahip olduğu genç, dinamik ve nitelikli nüfus yapısı fintech ekosisteminin gelişimine olumlu katkı sağlayacaktır. Bu katkı aynı zamanda Türkiye’nin sürdürülebilir ekonomik büyümesinin de yapı taşlarından birisi olacaktır.