Tarım | 4 sene önce

Kırsal kalkınma politikalarının merkezinde hane halkları olmalı

“Tarım sektöründe kalkınma, sadece bölgesel ihtiyaçlara odaklanarak gerçekleştirilemez. Bu aşamada dikey olarak tarım sektörünün tüm paydaşlarının sürece dahil edilmeli.”

Kırsal kalkınma politikaları ile tarım politikaları arasındaki farklar gözardı edilmemeli  

Kalkınma” kavramı, bireyin yaşam kalitesinin hem ekonomik hem de sosyal anlamda geliştirilmesi anlamları taşıyor. Kırsal kalkınma için hem kırsal alanda yaşayan kesime yönelik temel ve tarımsal eğitim faaliyetlerine ağırlık verilmesi hem de bu kesimde yer alanların örgütlenmesini/organize olmasını kolaylaştıracak ve teşvik edecek adımların hızlandırılması gerekiyor. Bu anlamda, kırsal kalkınmanın sağlanması yönündeki atılacak adımlar katılımcı bir süreç sonucunda ve en başta sürdürülebilirlik hedefi doğrultusunda tasarlanmalıdır.
Nitekim kırsal alanda yaşayanlarının tümü bir menfaat grubu olarak değerlendirildiğinde, bilgi sahibi olmak ve ortak hareket edebilmek, bu gruba çok ciddi faydalar sağlar. Kırsal kesimde yaşayanların bilgi düzeyinin artması ve ortak çıkarlarını savunabilir hale gelmesi için öncelikle kırsal alanda yaşam ve sosyal koşulları (konut, eğitim, sağlık, kültürel aktiviteler vs.) iyileştirmeye yönelik çabalar gerekiyor. Bu iyileştirme ise öncelikle bölgesel düzeylerde odaklanmalıdır. Bölgesel düzey kavramı bir mikro havza, bir su toplama havzası ya da coğrafi veya idari boyutlarda olabilir. Ancak kalkınmanın sadece bölgesel ihtiyaçlara odaklanarak gerçekleştirilemeyeceği dikkate alınıyor olmalıdır. Bu aşamada dikey olarak tarım sektörünün tüm paydaşlarının sürece dahil edilmelidir. Bu çerçevede sadece tarımsal istihdam değil, kırsal kesimde tarım dışı istihdam olanakları da geliştirecek adımlar atılmaya çalışılmalıdır.
Şu an için ülkemizde kırsal kesimin öncelikli sorunu kişi başına düşen gelirin düşüklüğü ve kırsal alanda mevcut olan sosyal koşulların yetersizliği olarak görülüyor. Kırsal kesimde yaşayan kişilerin yeterince gelir elde edememesinin temel nedeni tarımsal ürün fiyatlarının düşük olması değildir. Burada temel neden tarladan sofraya giden süreçte ortaya çıkan toplam gelirin dikey ilişkili paydaşlar arasındaki paylaşımı noktasında dengesizliklerin aşırılığıdır.
İstenilen anlamda kırsal kalkınmanın sağlanması konusunda, kırsal kalkınma politikaları ile daha genel tarım politikaları arasındaki farklar ve uyumsuzluklar göz ardı edilmiyor olmalıdır. Tarım politikaları, sektörün çok paydaşlı ve katmanlı yapısı ve diğer sektörlerle yakın ilişkileri nedeniyle, çok daha genel ve kapsayıcıdır.

Tarım politikalarında devlet müdahalelerine şüpheci yaklaşımlarla bakılıyor 
Kırsal kalkınma politikalarının merkezinde ise daima kırsal kesimde yaşayan hane halkları olmaktadır. Kırsal kalkınmanın merkezinde insanın olması, tarım sektörünün diğer paydaşlarını ve katmanlarını dikkate almaması veya ilişkili sektörleri dışlaması anlamında değildir. Bu nedenle kırsal kalkınma politikaları hedef olarak belirlenen hane halklarının sosyal ve ekonomik koşullarının geliştirilmesi ve iyileştirilmesi amacına odaklanıyor.
Bu yaklaşımla tarım sektörünün geneline ilişkin politikalarda, devlet müdahalelerine daha şüpheci yaklaşımla bakılırken, kırsal kalkınmaya yönelik olarak devlet desteklerinin zorunlu unsur niteliğinde olduğunu kabul etmek geriyor. Bu kapsamda devletin kırsal alanda yaşayanların refahını artırmaya ve tarımsal işletmelerinin daha etkin çalışmasını teşvik etmeye yönelik müdahaleleri kaçınılmaz oluyor.
Bu konuda ekonomik yaklaşımla, kırsal kesime yapılan devlet desteklerinin uzun vadede bu kesimin gelişmesinin toplumun tamamı üzerinde yaratacağı büyük pozitif dışsallık, kısa vadede ayrılan kaynakların olumsuzluklarını fazlasıyla telafi edebilecektir. Söz konusu bu destekler, tarım sektöründeki istenilen verimliliklere ulaşmaya yönelik biçimde tasarlanıp uygulanabilirse, tarım sektörünün geneline ilişkin politikalarla kırsal kalkınma politikalarının örtüşmesi sağlanıyor olacaktır.